Salsa, genellikle Karayipler kökenli olduğu varsayılan bir müzik ve oynama çeşididir. Önceleri yalnızca Güney/Orta Amerika kökenli kişiler arasında yaygın olan bu müzik türü, özellikle 1980′lerden sonra yeryüzünün her köşesinde sevilir duruma gelmiştir.

 

Birkaç müzik türünün karışımından oluşmuş olan Salsa, sık sık da Küba kökenli değişik müzik türlerini tanımlamak için de kullanılır. Belki de bu yüzden bu türe İspanyolca’da ‘sos’ anlamına gelen Salsa sözcüğü uygun görülmüştür.
Salsanın kökeni konusunda değişik görüşler vardır. Çoğunlukla salsanın öncelikle Küba’nın ‘Son’ müziğinden geldiği öne sürülse de, bazıları kökeninin 1950′lerin New York’unda görülen müzik biçemlerinin karışımından oluştuğunu öne sürerler. Her durumda, bu müzik türündeki Karayipler etkisi yadsınamaz.

Bachata, Dominik kökenli müzik ve dansın adıdır. Yerli dilinde ‘acılı aşk şarkısı’ manasına gelir. Biraz bolero ve daha popüler bir dans olan merengue’nin karışımıdır. Temel enstrümanı gitardır. Temeli ayak adımlarına dayanan dans, şu sıralar özellikle Avrupa’da çok ilgi görmektedir.

Küba familyası danslarının diğer bir üyesi olan Cha Cha, aynı zamanda sosyal Latin-Amerikan danslarının en popüler olanıdır. Cha Cha’nın birçok hareketinde bu sebeble Rumba Mambo hareketlerinden benzerlikler vardır. Cha Cha adı İspanyolca’da ‘Chacha’ çocuk bakıcısı demektir.

 

Cha Cha dansı, müziğinin de olduğu gibi; canlı, göz alıcı, alaycıdır ve coşkun ritmiyle dünyadaki tüm dansçıların rağbet edip zevk alacağı türden nadir bir eğlence sunar.

Tango, Buones Aires, Arjantin ve Montevideo, Uruguay kökenli bir dans ve müzik türüdür.

Tango ile insan kendi vurgusunu, kendi sesini, kendi ritmini yansıtırken, karşısındakine ait olanı dinleme şansını bulur.
Tango mükemmel bir dil ve öğrenen herkese, sunduğu sonsuz seçeneklerle, eşsiz bir iletişim sağlar.
Tango, kendiliğinden ve yapanın yarattığı bir danstır. Çoğu zaman ise hayatın metaforik bir ifadesi olarak adlandırılabilir. Tango o kadar doğaldır ki, bazen gerçekliğe bir karşı çıkış veya kendini yeniden gerçekleştirme biçimi olarak görülür. Tango, içinde hezeyanı, hüznü, bireyselliği, iktidarı, tutkuyu, aşkı, bir olmayı, neşeyi, paylaşmayı, hoşgörüyü, yani hayata dair çok şeyi barındırır.
Farklılıklara, seçimlere, olasılıklara yer bırakmayan büyük kent yaşamında tutsak olmuş, kendisine, en temel, en yerleşik rolüne, cinsel kimliğine dahi yabancılaşmış günümüz insanının isyanıdır tango…
Öyleyse tango, dans etme yeteneğine sahip olanların değil, herkesin dansıdır.
Tango seyredenin değil, yapanın dansıdır.

20. yüzyılın başlarında balenin değişmez kurallarına tepki olarak gelişen bir dans türüdür..

 

Bu dans, hemen her tür müziğe uydurulabilir. Yeni hareket stilleri yaratmak için diğer dans hareketleriyle birleştirilebilir. Modern dansta amaç, vücudün doğal duruşundan yararlanmaktır.

 

Flamenko, Güney İspanya’nın Endülüs bölgesine özgü ama bu bölgeyle sınırlı kalmamış bir müzik ve dans türüdür.

Bizler belki de, asırlardır süregelen bu gizemli müzik ve dansın içinde barındırdığı hüznün güzelliğine, içinde bulunduğu hüznü terk etmek istemeyen insanların halini anlatan ve flamenko sanatına ilham veren bu ruhani güce (İspanyolca karşılığı Duende’dir) kapılıyoruz ve flamenko sanatından bu kadar çok etkileniyoruz.
Flamenko’nun özü şarkıdır. Çoğunlukla gitar ve doğaçlama dans şarkıya eşlik eder.

Doğa olaylarını beden hareketleriyle sembolize etmeye çalışan insan; göbeğini, kalçasını ve belini kullanmıştır. Depremi anlatmak için bedeni titretmeyi, fırtınayı anlatmak için ani kalça atışlarını ve hortumu anlatmak için de gövdeyi baştan ayağa dalgalandırmayı keşfetmiştir. Oryantalin de ilk tohumları milattan yüzyıllarca önce böyle atılmıştır. Arabistan yarımadasında ise oryantal, insanın dünyaya geliş öyküsünü anlatabilme çabasıyla, milattan iki bin yıl kadar önce ortaya çıkmıştır.

 

İnsanı dünyaya getiren kadındı; bu nedenle bunu anlatanlar da kadınlar oldu. Hamilelik sürecinde yaşanan sancılar ve doğum sırasında kasılan, titreyen bedenler; dans dilinde vücut bulmuş oldu.
Selçuklular döneminde Anadolu da oryantal dans türüyle tanıştı. Zaten kendi kültüründe benzer dansları barındıran Anadolu, böylece Arap kültürünün de katılımıyla sentez bir oryantal yaratmıştır.

Merengue, Dominik Cumhuriyeti’nin yerel dansı olmakla beraber, komşu ülke Haiti’nin de etkisinde kalmıştır. Dansın kökeninin iki popüler hikâyesi vardır. İlk hikayeye göre bu dans, zincirlenmiş olan kölelerin hareket edebilme arzusuyla yaptıkları davranışları konu alır. Diğer hikaye ise, bu dansın ülkedeki bir devrim sırasında bacağından vurulan bir kahramanın eve dönüş partisinde yandaşlarının zıplayarak ve bir bacaklarını sürükleyerek yaptıkları hareketleri temsil ettiğini söyler.

 

Orijinal olarak Merengue, çiftler halinde değil, bir çember halinde yapılır. Hızlı ayak hareketleri ve omuzların silkinme hareketi dansın karakterini oluşturur. Merengue, özellikle 19. yüzyıl ortalarında popüler hale gelmiştir.

Dansın adının break dance olmasının sebebi, hip hop müziğinin temel öğesi olan breakbeat’e uyumlu bir şekilde hareket edilmesidir. Aynı müzik gibi dansta da Bebop, Soul-Train, Funk gibi akımlardan etkilenme ve onları yeniden harmanlama söz konusudur. Tabii ki bunların üstüne yeni şeyler de ekleyerek; kafanın üzerinde dönerek yapılan helikopter dansını ya da birbirinin bedenine akım vererek kıvrılma yoluyla yapılan electric boogie’yi daha önce kimsenin denemediği kesindir. Bu zor hareketler bir bakıma gettoda yaşayan ve hayatta çok fazla yer alamayan gençlerin kendi bedenleri üzerindeki hakimiyetlerinin bir ifadesidir. Onlar da sokaklara çıkıp dans ederek hip hop’un tüm dünyaya yayılmasında etken olmuşlardır.

Günümüz Yunan kültürünün ayrılmaz bir parçası haline gelen Sirtaki Dansı, Bizans döneminde İstanbul’da oynanan Hasapiko Argo dansından doğmuştur. Sürgün ve göçmen düşlerin öksüz çocuğudur sirtaki. Kara sevdanın, çaresizliğin, koyvermişliğin, avareliğin dansıdır. Ama aynı zamanda umudun, aşkın ve coşkunun dansıdır. Yalın ve gönlü zengin bir danstır; güler yüzlüdür, hayatın kutsallarını fazlaca ciddiye almaz. Ayrıca sirtaki için sürgün yollarının, yitirilmiş aşkların ve erişilmez düşlerin dansı da denebilir.

 

Leave a reply

 

Your email address will not be published.